- Descartes'ın yöntemli şüphesini ve cogito'yu açıklamak
- Akılcılık ile deneyciliği (Locke, Hume) karşılaştırmak
- Hume'un tümevarım sorununu ve nedensellik görüşünü açıklamak
- Kant'ın sentezini ve “Kopernik devrimi”ni açıklamak
Güneş'in yarın doğacağını nereden biliyorsun? “Hep doğdu” — ama bu bir kanıt mı? 17. ve 18. yüzyıllarda, modern bilim doğarken filozoflar şunu sordu: neyi kesin olarak bilebiliriz ve bilgimiz nereden gelir, akıldan mı, deneyimden mi?
Descartes: her şeyden şüphe et
Fransız matematikçi ve filozof René Descartes (1596–1650) —“Kartezyen koordinatlar”ın sahibi— Yöntem Üzerine Konuşma (1637) ve İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar (1641) adlı eserlerinde bilgi için sağlam bir temel aradı. Yöntemli şüphesi: şüphe edilebilecek her şeyi bir kenara koymak. Duyular bazen aldatır; belki rüya görüyorum; belki kurnaz bir “kötü cin” beni matematikte bile aldatıyor. Ama şüphe ettiğim sürece düşünüyorum; düşünüyorsam, varım. Bu, Descartes'ın ilk kesin hakikati oldu.
Düşünüyorum, öyleyse varım.
Descartes bu temel üzerine bilgiyi yeniden kurar: açık ve seçik fikirler doğrudur; bazı fikirler, örneğin Tanrı ve matematiksel hakikatler, doğuştandır. Dünya iki tözden oluşur: düşünen töz (zihin, ruh) ve yer kaplayan töz (beden, madde). Bu düalizmdir; zihin ile bedenin nasıl etkileştiği sorusu sonradan büyük bir sorun hâline geldi.
Akılcılık ve deneycilik
Akılcılar (Descartes, Spinoza, Leibniz) bilginin ana kaynağını akılda gördü. Deneyciler (Locke, Berkeley, Hume) ise bütün bilginin deneyimden geldiğini savundu. John Locke (1632–1704), İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme (1689) adlı eserinde doğduğumuzda zihnin üzerine hiçbir şey yazılmamış beyaz bir kâğıt gibi olduğunu yazdı (Latince tabula rasa, “boş levha”). Basit fikirler duyulardan ve iç gözlemden gelir, sonra karmaşık fikirlere birleşir. Locke birincil nitelikleri (büyüklük, biçim, hareket; nesnenin kendisinde) ikincil niteliklerden (renk, tat, koku; algılayana bağlı) ayırdı. George Berkeley (1685–1753) daha ileri gitti: “var olmak algılanmaktır”.
| Akılcılık | Deneycilik | |
|---|---|---|
| Bilginin ana kaynağı | akıl | deneyim, duyular |
| Doğuştan fikirler | var (Tanrı, matematiksel hakikatler) | yok — zihin “beyaz kâğıt”tır |
| Bilgi modeli | matematik, tümdengelim | doğa bilimleri, gözlem, tümevarım |
| Temsilciler | Descartes, Spinoza ve Leibniz | Locke, Berkeley ve Hume |
| Zayıf yanı | dünyayla bağını yitirebilir | kesinliği gerekçelendirmekte zorlanır (tümevarım, nedensellik) |
Hume: kesinlik yerine alışkanlık
İskoç filozof David Hume (1711–1776), İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme (1739–1740) ve İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1748) adlı eserlerinde deneyciliği sonuna kadar götürdü. Fikirler arası ilişkileri (matematik: tanım gereği doğrudur ama dünya hakkında bilgi vermez) olgu meselelerinden (yalnızca deneyimle bilinir ve başka türlü de olabilirdi) ayırdı. Bir bilardo topu ötekine çarpar ve ikincisi hareket eder. “Zorunlu bir bağ” görmeyiz; yalnızca bir olayın hep ötekinin ardından geldiğini görürüz. Nedenselliğe inancımız alışkanlıktan doğar.
Buradan tümevarım sorunu doğar: geleceğin geçmişe benzeyeceğini varsayarız, ama bunu kanıtlayamayız; “şimdiye kadar hep böyle oldu” demek de bir tümevarımdır, yani döngüsel bir argümandır. Hume ayrıca yalnızca ne olduğuna dair önermelerden ne olması gerektiği sonucunun mantıksal olarak çıkmadığını gösterdi.
Bertrand Russell şu örneği verir: çiftçi her sabah tavuğu besler ve tavuk yarın da yem bekler; ta ki çiftçinin bir bıçakla geldiği güne kadar. Bu örnek tümevarım hakkında neyi gösterir? Hume buna nasıl yanıt verirdi? Yine de nasıl akılcı davranabiliriz?
Çözümü gösterÇözümü gizle
2) Tümevarımı “şimdiye kadar işe yaradı” diye gerekçelendirmek de bir tümevarımdır; döngüsel bir argümandır.
3) Hume'a göre doğadaki düzenlilikleri beklemeyi alışkanlık yoluyla öğreniriz; bu mantıksal bir kanıt değildir, ama yaşamak için vazgeçilmezdir.
4) Modern bir yanıt: bilgiyi olasılıklarla ifade etmek, farklı kaynaklardan kanıt toplamak ve kuramları yeni olgulara açık tutmak. Tavuk çiftçinin niyetleri hakkında daha geniş bilgi toplasaydı, tahmini daha iyi olurdu.
Kant: felsefede “Kopernik devrimi”
Königsberg'li Immanuel Kant (1724–1804), Hume'un kendisini “dogmatik uykusundan” uyandırdığını yazdı. Saf Aklın Eleştirisi'nde (1781) iki kampı birleştirmeye çalıştı: bütün bilgimiz deneyimle başlar, ama hepsi deneyimden doğmaz. Zihin deneyimi etkin biçimde düzenler: uzay ve zaman görünün biçimleridir, nedensellik gibi kategoriler ise düşüncenin biçimleridir. Bu, Kant'ın “Kopernik devrimi”dir: bilgimiz nesnelere uymaz; tersine, bize göründükleri hâliyle nesneler bilme yetimizin yapısına uyar. Fenomenleri (göründükleri gibi şeyleri) biliriz; “kendinde şeyler” (noumenler) ise bilinemez.
| A priori (deneyimden bağımsız) | A posteriori (deneyimle) | |
|---|---|---|
| Analitik (yeni bilgi vermez) | “Bütün bekârlar evli değildir” | — (Kant'a göre imkânsız) |
| Sentetik (yeni bilgi verir) | “7 + 5 = 12”, “Her olayın bir nedeni vardır” | “Su deniz seviyesinde 100 °C'de kaynar” |
İçeriksiz düşünceler boş, kavramsız görüler kördür.
- 1637Descartes, Yöntem Üzerine Konuşma
- 1641Descartes, İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar
- 1689Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme
- 1710Berkeley, İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İnceleme
- 1739–1740Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
- 1748Hume, İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
- 1781Kant, Saf Aklın Eleştirisi
- 1784Kant, “Aydınlanma Nedir?”
- 1.Descartes'ın ilk kesin hakikati: düşünüyorum, öyleyse .
- 2.Bilginin esas olarak akıldan geldiği görüşüne denir.
- 3.Locke doğuştaki zihni beyaz bir benzetti.
- 4.Hume'a göre nedenselliğe inancımız doğar.
- 5.Kant'a göre içeriksiz düşünceler .
- 6.Kant'a göre “kendinde şeylere” denir.
Önemli noktalar
- Descartes: yöntemli şüphe “Düşünüyorum, öyleyse varım”a götürür; zihin ve beden iki tözdür.
- Akılcılar akla ve doğuştan fikirlere, deneyciler deneyime dayanır; Locke'a göre zihin “beyaz kâğıt”tır.
- Hume: nedensellik = sürekli birliktelik + alışkanlık; tümevarım sorunu; “olan”dan “olması gereken” çıkmaz.
- Kant: bilgi deneyimle başlar ama zihin onu düzenler; sentetik a priori; fenomenler ve kendinde şeyler.
- Bu tartışmalar modern bilimi ve Aydınlanma'nın “kendi aklını kullan” idealini biçimlendirdi.
Kendini test et
10 soru. Her doğru cevap XP kazandırır.