İçeriğe geç
Educora
İleri10–11. sınıf22 dk5 / 8

Yeni Çağ felsefesi: Descartes, Locke, Hume, Kant

“Bilgi nereden gelir?” sorusunun akılcıları ve deneycileri nasıl ayırdığını, Kant'ın ise onları nasıl birleştirmeye çalıştığını öğren.

Kendini test et
Bu derste öğreneceklerin
  • Descartes'ın yöntemli şüphesini ve cogito'yu açıklamak
  • Akılcılık ile deneyciliği (Locke, Hume) karşılaştırmak
  • Hume'un tümevarım sorununu ve nedensellik görüşünü açıklamak
  • Kant'ın sentezini ve “Kopernik devrimi”ni açıklamak

Güneş'in yarın doğacağını nereden biliyorsun? “Hep doğdu” — ama bu bir kanıt mı? 17. ve 18. yüzyıllarda, modern bilim doğarken filozoflar şunu sordu: neyi kesin olarak bilebiliriz ve bilgimiz nereden gelir, akıldan mı, deneyimden mi?

Descartes: her şeyden şüphe et

Fransız matematikçi ve filozof René Descartes (1596–1650) —“Kartezyen koordinatlar”ın sahibi— Yöntem Üzerine Konuşma (1637) ve İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar (1641) adlı eserlerinde bilgi için sağlam bir temel aradı. Yöntemli şüphesi: şüphe edilebilecek her şeyi bir kenara koymak. Duyular bazen aldatır; belki rüya görüyorum; belki kurnaz bir “kötü cin” beni matematikte bile aldatıyor. Ama şüphe ettiğim sürece düşünüyorum; düşünüyorsam, varım. Bu, Descartes'ın ilk kesin hakikati oldu.

Düşünüyorum, öyleyse varım.

— René Descartes, *Yöntem Üzerine Konuşma*, 1637

Descartes bu temel üzerine bilgiyi yeniden kurar: açık ve seçik fikirler doğrudur; bazı fikirler, örneğin Tanrı ve matematiksel hakikatler, doğuştandır. Dünya iki tözden oluşur: düşünen töz (zihin, ruh) ve yer kaplayan töz (beden, madde). Bu düalizmdir; zihin ile bedenin nasıl etkileştiği sorusu sonradan büyük bir sorun hâline geldi.

Akılcılık ve deneycilik

Akılcılar (Descartes, Spinoza, Leibniz) bilginin ana kaynağını akılda gördü. Deneyciler (Locke, Berkeley, Hume) ise bütün bilginin deneyimden geldiğini savundu. John Locke (1632–1704), İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme (1689) adlı eserinde doğduğumuzda zihnin üzerine hiçbir şey yazılmamış beyaz bir kâğıt gibi olduğunu yazdı (Latince tabula rasa, “boş levha”). Basit fikirler duyulardan ve iç gözlemden gelir, sonra karmaşık fikirlere birleşir. Locke birincil nitelikleri (büyüklük, biçim, hareket; nesnenin kendisinde) ikincil niteliklerden (renk, tat, koku; algılayana bağlı) ayırdı. George Berkeley (1685–1753) daha ileri gitti: “var olmak algılanmaktır”.

AkılcılıkDeneycilik
Bilginin ana kaynağıakıldeneyim, duyular
Doğuştan fikirlervar (Tanrı, matematiksel hakikatler)yok — zihin “beyaz kâğıt”tır
Bilgi modelimatematik, tümdengelimdoğa bilimleri, gözlem, tümevarım
TemsilcilerDescartes, Spinoza ve LeibnizLocke, Berkeley ve Hume
Zayıf yanıdünyayla bağını yitirebilirkesinliği gerekçelendirmekte zorlanır (tümevarım, nedensellik)

Hume: kesinlik yerine alışkanlık

İskoç filozof David Hume (1711–1776), İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme (1739–1740) ve İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma (1748) adlı eserlerinde deneyciliği sonuna kadar götürdü. Fikirler arası ilişkileri (matematik: tanım gereği doğrudur ama dünya hakkında bilgi vermez) olgu meselelerinden (yalnızca deneyimle bilinir ve başka türlü de olabilirdi) ayırdı. Bir bilardo topu ötekine çarpar ve ikincisi hareket eder. “Zorunlu bir bağ” görmeyiz; yalnızca bir olayın hep ötekinin ardından geldiğini görürüz. Nedenselliğe inancımız alışkanlıktan doğar.

Buradan tümevarım sorunu doğar: geleceğin geçmişe benzeyeceğini varsayarız, ama bunu kanıtlayamayız; “şimdiye kadar hep böyle oldu” demek de bir tümevarımdır, yani döngüsel bir argümandır. Hume ayrıca yalnızca ne olduğuna dair önermelerden ne olması gerektiği sonucunun mantıksal olarak çıkmadığını gösterdi.

Düşünce alıştırması: Russell'ın tavuğu

Bertrand Russell şu örneği verir: çiftçi her sabah tavuğu besler ve tavuk yarın da yem bekler; ta ki çiftçinin bir bıçakla geldiği güne kadar. Bu örnek tümevarım hakkında neyi gösterir? Hume buna nasıl yanıt verirdi? Yine de nasıl akılcı davranabiliriz?

Çözümü göster
1) Çok sayıda gözlem bir sonraki durumu garanti etmez: yüz sabah beslenmek yüz birinciyi kanıtlamaz.
2) Tümevarımı “şimdiye kadar işe yaradı” diye gerekçelendirmek de bir tümevarımdır; döngüsel bir argümandır.
3) Hume'a göre doğadaki düzenlilikleri beklemeyi alışkanlık yoluyla öğreniriz; bu mantıksal bir kanıt değildir, ama yaşamak için vazgeçilmezdir.
4) Modern bir yanıt: bilgiyi olasılıklarla ifade etmek, farklı kaynaklardan kanıt toplamak ve kuramları yeni olgulara açık tutmak. Tavuk çiftçinin niyetleri hakkında daha geniş bilgi toplasaydı, tahmini daha iyi olurdu.

Kant: felsefede “Kopernik devrimi”

Königsberg'li Immanuel Kant (1724–1804), Hume'un kendisini “dogmatik uykusundan” uyandırdığını yazdı. Saf Aklın Eleştirisi'nde (1781) iki kampı birleştirmeye çalıştı: bütün bilgimiz deneyimle başlar, ama hepsi deneyimden doğmaz. Zihin deneyimi etkin biçimde düzenler: uzay ve zaman görünün biçimleridir, nedensellik gibi kategoriler ise düşüncenin biçimleridir. Bu, Kant'ın “Kopernik devrimi”dir: bilgimiz nesnelere uymaz; tersine, bize göründükleri hâliyle nesneler bilme yetimizin yapısına uyar. Fenomenleri (göründükleri gibi şeyleri) biliriz; “kendinde şeyler” (noumenler) ise bilinemez.

A priori (deneyimden bağımsız)A posteriori (deneyimle)
Analitik (yeni bilgi vermez)“Bütün bekârlar evli değildir”— (Kant'a göre imkânsız)
Sentetik (yeni bilgi verir)“7 + 5 = 12”, “Her olayın bir nedeni vardır”“Su deniz seviyesinde 100 °C'de kaynar”
Kant'ın temel sorusu: sentetik a priori yargılar nasıl mümkündür? Yanıtı: çünkü deneyimin biçimlerini zihnin kendisi verir.

İçeriksiz düşünceler boş, kavramsız görüler kördür.

— Immanuel Kant, *Saf Aklın Eleştirisi*, 1781
  1. 1637
    Descartes, Yöntem Üzerine Konuşma
  2. 1641
    Descartes, İlk Felsefe Üzerine Meditasyonlar
  3. 1689
    Locke, İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme
  4. 1710
    Berkeley, İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine Bir İnceleme
  5. 1739–1740
    Hume, İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme
  6. 1748
    Hume, İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma
  7. 1781
    Kant, Saf Aklın Eleştirisi
  8. 1784
    Kant, “Aydınlanma Nedir?”
1 / 7
Kendini dene: terimler
  1. 1.Descartes'ın ilk kesin hakikati: düşünüyorum, öyleyse .
  2. 2.Bilginin esas olarak akıldan geldiği görüşüne denir.
  3. 3.Locke doğuştaki zihni beyaz bir benzetti.
  4. 4.Hume'a göre nedenselliğe inancımız doğar.
  5. 5.Kant'a göre içeriksiz düşünceler .
  6. 6.Kant'a göre “kendinde şeylere” denir.

Önemli noktalar

  • Descartes: yöntemli şüphe “Düşünüyorum, öyleyse varım”a götürür; zihin ve beden iki tözdür.
  • Akılcılar akla ve doğuştan fikirlere, deneyciler deneyime dayanır; Locke'a göre zihin “beyaz kâğıt”tır.
  • Hume: nedensellik = sürekli birliktelik + alışkanlık; tümevarım sorunu; “olan”dan “olması gereken” çıkmaz.
  • Kant: bilgi deneyimle başlar ama zihin onu düzenler; sentetik a priori; fenomenler ve kendinde şeyler.
  • Bu tartışmalar modern bilimi ve Aydınlanma'nın “kendi aklını kullan” idealini biçimlendirdi.

Kendini test et

10 soru. Her doğru cevap XP kazandırır.

1 / 10
Descartes'ın şüphe edemediği tek şey neydi?